nounadjectiveverb

bound

ciltlemek · ciltli

Tied or held together so movement is limited, or heading firmly toward a place or goal.

Tanım ve anlam

Bound, bağlama göre farklı anlamlara gelen bir kelimedir:

  1. Bağlanmış, sarılmış; kısıtlanmış
    Bir şeyin bağlandığını veya hareketinin sınırlandığını anlatır.
    The prisoner was bound. — Mahkûm bağlanmıştı.
    Bu kullanım, bind fiilinin geçmiş zaman ve geçmiş zaman ortacı biçimidir.

  2. -e doğru giden, varış noktası - olan
    Özellikle taşıtlar veya yolculuklar için kullanılır.
    a train bound for London — Londra’ya giden bir tren

  3. Kesinlikle olacak, kuvvetle muhtemel
    Genellikle bound to yapısında görülür.
    She is bound to succeed. — Başarılı olması kesin gibi.

  4. Yükümlü, zorunlu
    Bir kural, söz veya anlaşma nedeniyle bir şeyi yapmakla yükümlü olmayı anlatır.
    They are bound by the contract. — Sözleşme onları bağlıyor.

  5. Sınırlandırılmış, çerçevesi belirlenmiş
    within bounds ifadesinde olduğu gibi, izin verilen veya makul sınırlar içinde olmayı anlatır.

  6. Sıçrama; sıçrayarak ilerleme
    İsim veya fiil olarak kullanıldığında büyük ya da canlı bir sıçramayı ifade eder.
    The deer bounded across the field. — Geyik tarlayı sıçrayarak geçti.

Dil bilgisi ve kelime kökeni

Bound, farklı kökenlerden gelen kullanımları olan çok anlamlı bir kelimedir:

  • Bind fiilinin düzensiz geçmiş zaman ve geçmiş zaman ortacı biçimidir: bind – bound – bound. Bu nedenle “bağlanmış” anlamına gelebilir.
  • “Bir yere doğru giden” ve “sınırlandırılmış” anlamları, Eski Fransızca ve Germen dillerindeki “sınır” anlamlı sözcüklerle bağlantılıdır.
  • “Sıçramak” anlamındaki bound ise ayrı bir kökenden gelir ve “zıplamak, sıçramak” fikrini taşır.

Bağlam, kelimenin hangi anlamda kullanıldığını belirler.

Eş anlamlılar ve karşıt anlamlılar

Eş ve karşıt anlamlılar, bound kelimesinin hangi anlamda kullanıldığına göre değişir:

  • “Bağlanmış” anlamında: tied , “bağlanmış” demektir; restrained , hareketi veya özgürlüğü kısıtlanmış olmayı vurgular. Unbound ve free [?](vocabuo://word/free], bu anlamın karşıtlarıdır.
  • “Kesin olması beklenen” anlamında: certain ve sure [?](vocabuo://word/sure] yakın anlamlıdır. Ancak bound to, çoğunlukla bir şeyin gerçekleşmesinin çok kuvvetle muhtemel olduğunu belirtir. Unlikely [?](vocabuo://word/unlikely], “olması düşük ihtimalli” anlamıyla karşıt olabilir.
  • “Bir yere giden” anlamında: headed for yakın anlamlıdır. Doğrudan bir karşıt anlamı yoktur; departing from , varış yerinden çok çıkış noktasını vurgular.
  • “Sıçramak” anlamında: leap ve jump [?](vocabuo://word/jump] yakın anlamlıdır. Bound çoğunlukla canlı veya güçlü bir sıçrama izlenimi verir; bu anlamda yaygın ve doğrudan bir karşıt anlamı yoktur.

Yaygın ifadeler ve kelime birliktelikleri

  • bound to happen — olması neredeyse kesin
  • bound by law — kanunen yükümlü
  • bound for home — eve doğru yola çıkmış
  • within bounds — sınırlar içinde, makul ölçüde
  • out of bounds — sınırların dışında; izin verilmeyen alanda

Make “bound” part of your vocabulary.

Build your English vocabulary with flashcards, audio and spaced repetition.

Examples

The old book was bound in leather.verb

Eski kitap deriye ciltlenmişti.

She found a beautifully bound journal on the desk.adjective

O, masanın üzerinde güzelce ciltlenmiş bir günlük buldu.

Keep exploring English

Learn words from the content you love.

Add words from websites, books and videos, then remember them with spaced repetition (SRS).