noun

boundary

sınır

A line or limit that shows where one area ends and another begins.

Anlamı (Türkçe)

Boundary genel olarak sınır demektir. Bir şeyin nerede bittiğini ve başka bir şeyin nerede başladığını gösteren çizgi veya ayırımdır.

Başlıca kullanımlar:

  1. Fiziksel/Coğrafi sınır: Bir ülkenin, arazinin, mülkün veya bölgenin sınırı.
    • country boundary (ülke sınırı), property boundary (mülk sınırı)
  2. Soyut sınır/limit: Kurallar, yetki alanı, davranış, ilişki veya kabul edilebilirlik açısından çizilen sınır.
    • set boundaries (sınırlar koymak), personal boundaries (kişisel sınırlar)
  3. Matematik/teknik kullanım: Bir şeklin veya bölgenin kenarı/çevre çizgisi, yani sınır oluşturan hat.

Kelime Yapısı (Parts)

  • boundary (isim)
  • Kök olarak bound (bağlamak, sınır koymak; “sınır/limit” fikri) ile ilişkilidir.
  • -ary: Sıfat/isim türetmede görülen bir ek; burada kelimeleşmiş biçimin parçasıdır.

İngilizce Eş Anlamlılar (Synonyms)

Bağlama göre:

  • border
  • limit
  • edge
  • borderline
  • frontier (özellikle ülke sınırı/uç bölge bağlamında)
  • demarcation line (resmî/teknik “ayırma çizgisi”)

İngilizce Zıt Anlamlılar (Antonyms)

Bağlama göre tam zıt her zaman tek kelimeyle olmayabilir; en yakın karşıtlar:

  • interior (iç kısım)
  • center (merkez)
  • infinity / limitless(ness) (sınırsızlık)

Make “boundary” part of your vocabulary.

Build your English vocabulary with flashcards, audio and spaced repetition.

Examples

The fence marks the property boundary.noun

Çit, mülkiyet sınırını işaretler.

A tree often marks the boundary.noun

Bir ağaç genellikle sınırı işaretler.

A river serves as the boundary between the two towns.noun

Bir nehir iki kasaba arasında sınır görevi görür.

They placed stones along this boundary.noun

Bu sınır boyunca taşlar yerleştirdiler.

Keep exploring English

Learn words from the content you love.

Add words from websites, books and videos, then remember them with spaced repetition (SRS).