nounnounadjectiveverb

gross

iğrenç

Something very unpleasant, dirty, or sickening.

Gross kelimesi İngilizce’de birkaç farklı anlamda kullanılır. İşte Türkçe açıklaması:

Anlamlar

  1. Temel anlam (miktar, toplam)

    • "Gross", genellikle bir şeyin brüt, toplam hali için kullanılır. Özellikle ekonomik ve finansal terimlerde sıkça rastlanır. Örneğin, "gross income" (brüt gelir), belirli kalemler (vergiler, masraflar) düşülmeden önceki toplam kazancı ifade eder.
    • Türkçede "brüt" ya da "toplam" anlamına gelir.
    • Örnek: Gross weight = Brüt ağırlık (ambalaj ve ürünün toplam ağırlığı)
  2. Aşağılayıcı, iğrenç anlamı

    • "Gross" kelimesi günlük konuşmada "iğrenç", "tiksindirici", "kötü, çirkin" anlamlarında da kullanılır.
    • Çocuklar arasında, müstehcen ya da pis nedenle hoş karşılanmayan durumlar için sıkça kullanılır.
    • Türkçede "iğrenç", "kusmuk gibi", "serseri", "saygısız" gibi anlamlarda kullanılabilir.

Kelimenin parçaları (etimoloji)

  • Almanca ve Latince kökenli olup "büyük", "kaba" anlamlarına rötünümsel olarak bağlıdır.
  • İngilizce’de zamanla farklı anlamlar kazanmıştır.

Eş ve zıt anlamlar

AnlamEş AnlamlarıZıt Anlamları
Brüt, toplamgross, entire, total, wholenet, clear, pure
İğrenç, kötüdisgusting, nasty, revoltingpleasant, nice, attractive

Özetle, gross, bağlama göre ya ekonomik-finansal terimlerde kullanılarak "toplam, brüt" anlamı taşır; ya da günlük dilde "iğrenç, tiksindirici" anlamına gelir. Akıcı şekilde ihtiyaca göre Türkçede iki ayrı kavramı karşılar.

Make “gross” part of your vocabulary.

Build your English vocabulary with flashcards, audio and spaced repetition.

Examples

The amount of trash on the beach was truly gross.adjective

Sahildeki çöp miktarı gerçekten iğrençti.

That looks gross; I don't want to touch it.adjective

O iğrenç görünüyor; ona dokunmak istemiyorum.

Those rotten apples are pretty gross.adjective

Şu çürük elmalar oldukça iğrenç.

Some people think raw onions taste gross.adjective

Bazı insanlar çiğ soğanın tadının iğrenç olduğunu düşünür.

Someone thought my lunch looked gross but ate it anyway.adjective

Birisi öğle yemeğimin iğrenç göründüğünü düşündü ama yine de onu yedi.

My sister thinks that soup tastes gross.adjective

Kız kardeşim o çorbanın tadının iğrenç olduğunu düşünüyor.

Keep exploring English

Learn words from the content you love.

Add words from websites, books and videos, then remember them with spaced repetition (SRS).