nounadjectiveadverb

high

yüksek

Being at a greater distance above the ground or a normal level.

"High" kelimesi İngilizcede sıklıkla kullanılan çok yönlü bir kelimedir.

Anlamı:

  1. Yüksek, yukarıda olan: Bir nesnenin veya yerin zemin seviyesine göre yukarıda olduğunu ifade eder.

    • Örnek: The mountain is very high. (Dağ çok yüksek.)
  2. Derece veya miktar açısından fazla, yoğun: Değer, oran veya yoğunluğun fazla olması anlamına gelir.

    • Örnek: The risk is high. (Risk yüksek.)
  3. Sarhoş veya esrar vb. madde etkisi altında: Özellikle uyuşturucu etkisiyle, kişinin normalden farklı bir duygu durumu içinde olması anlamı taşır.

    • Örnek: He felt high after smoking. (Sigara içtikten sonra sarhoş hissetti.)

Kelime parçaları:

  • Tek kelime, kök halinde kullanılır.
  • "High" kelimesi bazı birleşik kelimelerde ve sıfat tamlamalarında da geçer: high school (lise), highness (yüksek mertebe).

İngilizce Eşanlamlılar (Synonyms):

  • Tall (özellikle fiziksel yükseklik için)
  • Elevated (yüksekte olan)
  • Lofty (soyut ya da mecazi anlamda yüksek, yüce)
  • Intense (şiddet/derece açısından yüksek anlamında)

İngilizce Zıt Anlamlılar (Antonyms):

  • Low (düşük)
  • Short (kısa, alçak)
  • Small (küçük, az miktarda)

Özet: "High" hem fiziksel olarak yukarıda olmayı, hem yüksek değer ya da oranı anlatabilir, hem de uyuşturucu etkisini ifade eden bir argo anlam taşıyabilir. İngilizcede çok çeşitli bağlamlarda kullanılır.

Make “high” part of your vocabulary.

Build your English vocabulary with flashcards, audio and spaced repetition.

Examples

Look at the high mountains.adjective

Yüksek dağlara bak.

Airplanes fly very high.adverb

Uçaklar çok yüksek uçar.

Keep exploring English

Learn words from the content you love.

Add words from websites, books and videos, then remember them with spaced repetition (SRS).