nounverb

line

çizgi · sıralamak · sıra

A long, thin mark or path that goes from one point to another.

Tanım ve anlam

Line kelimesi bağlama göre hem isim hem de fiil olarak kullanılır:

İsim olarak

  1. Çizgi veya hat: Bir yüzey üzerindeki uzun ve ince işaret.

    • Draw a straight line. → Düz bir çizgi çiz.
  2. Sıra: İnsanların veya araçların beklediği dizi.

    • There was a long line outside the store. → Mağazanın dışında uzun bir sıra vardı.
  3. Ulaşım güzergâhı veya taşıma hattı:

    • This train line goes to the city center. → Bu tren hattı şehir merkezine gider.
  4. Telefon, internet veya iletişim hattı:

    • The phone line is busy. → Telefon hattı meşgul.
  5. Yazıdaki satır veya şiir dizesi:

    • Read the first line of the poem. → Şiirin ilk dizesini oku.
  6. Sınır veya ayırıcı çizgi:

    • The border line separates the two countries. → Sınır çizgisi iki ülkeyi ayırır.
  7. Ürün grubu veya ticari seri:

    • The company launched a new clothing line. → Şirket yeni bir giyim serisi piyasaya sürdü.
  8. Bir oyuncunun veya sanatçının repliği:

    • The actor forgot his line. → Oyuncu repliğini unuttu.
  9. Soy, nesil veya aile bağlantısı:

    • She comes from a long line of artists. → Uzun bir sanatçı soyundan geliyor.
  10. İp veya misina:

    • He cast the fishing line into the water. → Oltanın misinasını suya attı.

Fiil olarak

  1. Çizgi çekmek veya çizgilerle işaretlemek:

    • Line the page with a ruler. → Sayfaya cetvelle çizgi çek.
  2. Bir şeyi kaplamak veya içini döşemek:

    • The coat is lined with silk. → Paltonun içi ipekle astarlanmış.
  3. Sıraya dizmek veya sıraya girmek:

    • People lined up outside the building. → İnsanlar binanın dışında sıraya girdi.
  4. Bir konuşma ya da metin için söz sağlamak:

    • The writer lined the speech with memorable phrases. → Yazar konuşmayı akılda kalıcı ifadelerle donattı.

Dil bilgisi ve kelime kökeni

  • Line bir sayılabilir isimdir: a line, two lines.
  • Fiil olarak düzenli çekimlenir: line – lined – lined.
  • En yaygın kalıplardan biri line up ifadesidir. “Sıraya girmek”, “hizalanmak” veya “bir şeyi hizalamak” anlamına gelir.
  • Kelime Orta İngilizcedeki line biçiminden gelir. Daha eski kökeni Eski İngilizce līne ve Latince līnea kelimelerine dayanır. Latince kökü “keten ipliği” anlamındaki linum kelimesiyle ilişkilidir.
  • Modern İngilizcede line genellikle tek bir kök kelime olarak kabul edilir; anlamları tarih boyunca “iplik”, “çizgi” ve “sıra” fikirlerinden gelişmiştir.

Eş anlamlılar ve zıt anlamlılar

Anlama göre farklı eş anlamlılar kullanılabilir:

“Çizgi” anlamında

  • stroke : Kalemle veya fırçayla yapılan tek çizgi; line daha genel bir kelimedir.
  • mark : Bir yüzeydeki herhangi bir işaret; mutlaka uzun ve ince olması gerekmez.
  • stripe : Genellikle uzun, belirgin ve renkli şerit.

Bu anlamda doğrudan ve her durumda kullanılabilecek kesin bir zıt anlamlı yoktur. Bağlama göre blank space “boş alan” veya absence of a mark “işaretin yokluğu” karşıt fikir oluşturabilir.

“Sıra” anlamında

  • queue : Özellikle Britanya İngilizcesinde “sıra”.
  • row : İnsanların veya nesnelerin yan yana ya da art arda dizilmesi.
  • file : Düzenli bir sıra, özellikle tek sıra hâlindeki insanlar veya askerler.

Karşıt anlam olarak disorder “düzensizlik” veya scattering “dağılma” kullanılabilir.

“Hat veya güzergâh” anlamında

  • route : İzlenen yol veya güzergâh.
  • service : Bir ulaşım sisteminin belirli bir güzergâh üzerindeki hizmeti.
  • connection : İki yer veya sistem arasındaki bağlantı.

Bu anlamda karşıt fikir olarak disconnection “bağlantının kesilmesi” kullanılabilir.

“Kaplamak veya içini döşemek” fiili anlamında

  • cover : Bir yüzeyin üzerini kaplamak.
  • interline : İki katmanın arasına malzeme yerleştirmek; line kumaşın iç kısmına astar eklemeyi daha genel biçimde ifade eder.
  • trim : Bir giysinin kenarlarını süslemek veya düzeltmek; line ile aynı anlamda değildir.

Bu anlamdaki karşıt fikir strip [?](vocabuo://word/strip] “kaplamayı veya astarı çıkarmak” olabilir.

Yaygın ifadeler ve kelime birliktelikleri

  • straight line : düz çizgi
  • dotted line : kesik noktalı çizgi
  • center line : orta çizgi
  • border line : sınır çizgisi
  • line of work : iş alanı, meslek
  • product line : ürün serisi
  • line of reasoning : akıl yürütme biçimi
  • line of sight : görüş hattı
  • wait in line : sırada beklemek
  • stand in line : sırada durmak
  • line up : sıraya girmek, hizalanmak
  • cross the line : sınırı aşmak
  • hold the line : telefonda beklemek; bir tutumu korumak
  • read between the lines : satır aralarını okumak, ima edileni anlamak
  • draw the line : sınır koymak
  • in line with : ile uyumlu, doğrultusunda

Make “line” part of your vocabulary.

Build your English vocabulary with flashcards, audio and spaced repetition.

Examples

Please stand behind the yellow line.noun

Lütfen sarı çizginin arkasında durun.

The artist drew a straight line on the canvas.noun

Sanatçı tuval üzerinde düz bir çizgi çizdi.

Draw a straight line here.noun

Buraya düz bir çizgi çek.

They lined the boxes along the table.verb

Kutuları masanın boyunca sıraladılar.

The children made a line before going inside.noun

Çocuklar içeri girmeden önce sıra oldular.

Keep exploring English

Learn words from the content you love.

Add words from websites, books and videos, then remember them with spaced repetition (SRS).