aufhaben
ödevi olmak
Tanım ve anlam
aufhaben ayrılabilen bir fiildir ve bağlama göre birkaç anlama gelir:
-
Bir şeyi üzerinde bulundurmak, takmış olmak
- Özellikle başa takılan veya gözlere takılan şeyler için kullanılır.
- einen Hut aufhaben – şapka takmış olmak
- eine Brille aufhaben – gözlük takmış olmak
Örnek: Er hat einen Hut auf.
“Onun başında bir şapka var / Şapka takıyor.” -
Açık bulundurmak; açık olmak
- Bir kapının, pencerenin veya bir işletmenin açık olması anlamında kullanılır.
- die Tür aufhaben – kapıyı açık tutmak
- ein Geschäft aufhaben – dükkânı açık bulundurmak
Örnek: Der Laden hat heute bis 20 Uhr auf.
“Dükkân bugün saat 20.00’ye kadar açık.” -
Yapılacak işi veya ödevi olmak
Günlük ve özellikle konuşma dilinde kullanılır.- viel aufhaben – yapacak çok işi olmak
- Hausaufgaben aufhaben – ödevi olmak
Örnek: Ich habe für morgen viel auf.
“Yarın için yapacak çok işim var.”
Dilbilgisi ve kelime kökeni
aufhaben, auf + haben parçalarından oluşur:
- auf : açık, yukarıda veya üzerinde olma anlamları verir.
- haben : sahip olmak, bulunmak anlamına gelir.
Ayrılabilen bir fiildir:
- Mastar: aufhaben
- Şimdiki zaman: Ich habe den Hut auf.
- Yan cümle: ..., weil ich den Hut aufhabe.
- Geçmiş zaman ortacı: aufgehabt
- Perfekt: Ich habe den Hut aufgehabt.
Kıyafetlerle ilgili kullanımda aufhaben çoğunlukla şapka, gözlük gibi başa veya yüze takılan şeyler için kullanılır. Genel olarak kıyafet giymek için ise anhaben daha yaygındır.
Eş anlamlılar ve zıt anlamlılar
Eş anlamlılar
- tragen : giymek veya üzerinde taşımak anlamına gelir. aufhaben , özellikle bir nesnenin başta veya yüzde takılı olduğunu vurgular; tragen ise kıyafetler ve aksesuarlar için daha genel bir fiildir.
- anhaben : üzerinde kıyafet veya aksesuar bulundurmak demektir. aufhaben başta veya yüzde bulunan nesnelerle daha sık kullanılır.
- geöffnet haben : açık bulundurmak anlamındadır. Bu ifade aufhaben fiilinin “açık olmak” anlamına göre daha resmî ve açıklayıcıdır.
Zıt anlamlılar
Anlama göre farklı zıt fiiller kullanılır:
- zuhaben : kapalı olmak veya kapalı bulundurmak.
Der Laden hat zu. – “Dükkân kapalı.” - schließen : kapatmak. aufhaben “açık tutmak” anlamındayken karşıtıdır.
- absetzen : takılı bir şeyi çıkarmak; özellikle şapka veya gözlüğü çıkarmak.
- ausziehen : giysiyi çıkarmak. Kıyafet bağlamında anhaben veya aufhaben fiillerinin karşıtı olabilir.
Yaygın ifadeler ve kelime birliktelikleri
- einen Hut aufhaben – şapka takmak
- eine Mütze aufhaben – bere takmak
- eine Brille aufhaben – gözlük takmak
- den Mund aufhaben – ağzı açık olmak; bağlama göre çok konuşmak
- die Tür aufhaben – kapıyı açık tutmak
- das Geschäft aufhaben – dükkânı açık bulundurmak
- viel aufhaben – yapacak çok işi olmak
- nichts aufhaben – yapacak işi olmamak
Make “aufhaben” part of your vocabulary.
Build your German vocabulary with flashcards, audio and spaced repetition.
Examples
Maria wird morgen nichts aufhaben.verb
Maria'nın yarın hiç ödevi olmayacak.
Keep exploring German
Learn words from the content you love.
Add words from websites, books and videos, then remember them with spaced repetition (SRS).
Scan for iPhone & iPad