adjectiveother

belastet

zorlamak · yormak

Tanım ve anlam

belastet, bağlama göre farklı anlamlara gelebilen bir Almanca sözcük biçimidir:

  • Yük altında, ağır sorumluluk taşıyan: Bir kişinin veya şeyin fiziksel ya da duygusal açıdan yük altında olduğunu anlatır.
    Sie ist beruflich stark belastet. — İş açısından çok yoğun bir yük altında.
  • Stresli, zorlanmış: Bir kişinin baskı veya sıkıntı yaşadığını belirtir.
  • Borçla ya da mali yükümlülüklerle bağlı: Bir mülkün veya hesabın üzerinde borç ya da başka bir mali yük bulunduğunu anlatabilir.
  • Kirlenmiş, zararlı madde içeren: Özellikle toprak, su veya gıda gibi şeyler için kullanılır.
  • Suçlayıcı kanıtlarla karşı karşıya olan: Bir kişinin bir olayla bağlantısını gösteren kanıtlar bulunduğunu ifade eder.
    Der Verdächtige ist schwer belastet. — Şüpheli aleyhinde güçlü kanıtlar var.

Dilbilgisi ve sözcük kökeni

belastet, belasten fiilinin hem Partizip II biçimi hem de şimdiki zamanın üçüncü tekil kişi çekimidir:

  • Er belastet sie. — Ona yük oluyor / onu zorluyor.
  • Sie ist belastet. — O, yük altında / zorlanmış durumda.

Fiil, be- öneki ile Last (“yük”) sözcüğünden türemiştir. be- öneki, burada bir şeyi yük altına sokma veya üzerine yük bindirme anlamı katar. belasten düzenli çekimlenir: belastete – hat belastet.

Eş anlamlılar ve zıt anlamlılar

Eş anlamlılar, sözcüğün hangi anlamda kullanıldığına göre değişir:

  • beansprucht : Özellikle zaman, güç veya kaynakların yoğun biçimde kullanıldığını vurgular; duygusal ya da hukuki anlamlarda her zaman belastet yerine geçmez.
  • bedrückt : Daha çok kişinin iç sıkıntısını veya üzüntüsünü anlatır.
  • verschuldet : Yalnızca borçlu olma, borç içinde bulunma anlamındadır.
  • kontaminiert : Zararlı veya istenmeyen maddelerle kirlenmiş olmayı belirtir.
  • verdächtig : Şüpheli olmayı anlatır; belastet ise kişiye karşı kanıt veya suçlayıcı bulgular bulunduğunu daha güçlü biçimde ifade edebilir.

Zıt anlamlılar da bağlama göre değişir:

  • unbelastet : Yük, borç, kirlilik veya suçlayıcı kanıt bulunmaması anlamına gelebilir.
  • entlastet : Bir yükün ya da sorumluluğun azaltıldığını; hukuki bağlamda kişinin aleyhindeki şüphenin veya kanıtların hafiflediğini anlatır.

Yaygın ifadeler ve sözcük birliktelikleri

  • stark belastet — ağır biçimde yük altında, yoğun baskı altında
  • psychisch belastet — psikolojik açıdan zorlanmış
  • finanziell belastet — mali yük altında
  • mit Schadstoffen belastet — zararlı maddelerle kirlenmiş
  • schwer belastet sein — aleyhinde güçlü kanıtlar bulunmak; ağır bir yük altında olmak

Make “belastet” part of your vocabulary.

Build your German vocabulary with flashcards, audio and spaced repetition.

Examples

Dieses Projekt belastet die Mitarbeiter.adjective

Bu proje çalışanları zorluyor.

Das Projekt belastet alle sehr.adjective

Bu proje herkesi çok zorluyor.

Arbeit hat ihn sehr belastet.adjective

İş onu çok yordu.

Arbeit hat ihn belastet.adjective

İş onu zorlamış.

Keep exploring German

Learn words from the content you love.

Add words from websites, books and videos, then remember them with spaced repetition (SRS).