verb

decken

kurmak

Etwas über eine Sache legen, damit sie geschützt, verborgen oder warm gehalten wird.

Tanım ve anlam

decken Almancada temel olarak “örtmek”, “kaplamak” veya “karşılamak” anlamlarına gelen bir fiildir. Kullanıldığı bağlama göre farklı anlamlar kazanır:

  1. Örtmek, kaplamak

    • Bir şeyin üzerini başka bir şeyle kapatmak.
    • den Tisch decken — masayı kurmak
    • das Bett decken — yatağı örtmek
    • das Dach decken — çatıyı kiremitlerle kaplamak
  2. Sofra kurmak

    • Tabak, çatal, bıçak ve bardakları masaya yerleştirmek.
    • den Tisch decken — masayı kurmak
  3. Masrafları veya ihtiyacı karşılamak

    • Bir miktarın giderleri karşılamaya yetmesi.
    • Die Einnahmen decken die Kosten. — Gelirler masrafları karşılıyor.
    • Der Gewinn deckt die Ausgaben. — Kâr giderleri karşılıyor.
  4. Birini korumak veya saklamak

    • Bir kişiyi suçlamalardan korumak ya da onun sırrını gizlemek.
    • jemanden decken — birini korumak, birinin açığını kapatmak
    • Bu kullanım bazen “suç ortağını ele vermemek” anlamı taşıyabilir.
  5. Askerî bağlamda koruma sağlamak

    • Birinin hareketini korumak veya düşmanın görüşünü/ateşini engellemek.
    • jemanden mit Feuer decken — birini ateş desteğiyle korumak
  6. Uyum göstermek veya örtüşmek

    • Genellikle dönüşlü biçimiyle kullanılır: sich decken .
    • Die Aussagen decken sich. — Açıklamalar birbiriyle örtüşüyor.
    • Das deckt sich mit meinen Erfahrungen. — Bu, deneyimlerimle örtüşüyor.

Dilbilgisi ve kelime kökeni

  • Fiil türü: Düzenli fiil
  • Mastar: decken
  • Şimdiki zaman 3. tekil şahıs: er/sie/es deckt
  • Geçmiş zaman: deckte
  • Partizip II: gedeckt
  • Yardımcı fiil: haben
  • Örnek: Er hat den Tisch gedeckt. — Masayı kurdu.

Kelime, die Decke “örtü, battaniye, tavan” isminden türemiştir. Fiilin kökü deck-, mastar eki ise -en’dir. Tarihsel olarak “örtmek, kapatmak” anlamındaki Germen köküne dayanır ve das Dach “çatı” kelimesiyle akrabadır.

Eş anlamlılar ve zıt anlamlılar

Eş anlamlılar

  • bedecken : Bir yüzeyi tamamen veya kısmen örtmek. decken kelimesine çok yakındır, ancak bedecken genellikle örtülen yüzeye daha fazla vurgu yapar.
  • überdecken : Bir şeyin üzerini başka bir şeyle kapatmak veya bir şeyi görünmez hâle getirmek. Çoğu zaman “üstünü örtmek” anlamı daha belirgindir.
  • abdecken : Bir şeyin üzerini örtmek; ayrıca bir ihtiyacı veya alanı karşılamak. decken’den farklı olarak kapatma veya koruma eyleminin tamamlanması anlamını daha güçlü verebilir.
  • decken lassen : Özellikle masayı başkasına kurdurmak veya bir şeyi kaplatmak anlamında kullanılır.

Zıt anlamlılar

Tek bir evrensel zıt anlamlısı yoktur; anlamına göre değişir:

  • aufdecken : Örtüyü kaldırmak veya gizli bir şeyi ortaya çıkarmak. “Örtmek” anlamındaki decken kelimesinin en doğrudan karşıtıdır.
  • freilegen : Bir şeyin üzerini açığa çıkarmak, görünür hâle getirmek.
  • entblößen : Bir şeyi örtüsünden arındırmak veya gizli olanı açığa çıkarmak.
  • verraten : “Birini korumak, ele vermemek” anlamındaki jemanden decken ifadesinin bağlama dayalı karşıtıdır.
  • übersteigen : “Masrafları karşılamak” anlamındaki Kosten decken ifadesinde, giderlerin gelirleri aşması durumunu anlatabilir.

Yaygın ifadeler ve kelime birliktelikleri

  • den Tisch decken — masayı kurmak
  • den Bedarf decken — ihtiyacı karşılamak
  • die Nachfrage decken — talebi karşılamak
  • die Kosten decken — masrafları karşılamak
  • die Ausgaben decken — giderleri karşılamak
  • jemanden decken — birini korumak veya ele vermemek
  • sich mit etwas decken — bir şeyle örtüşmek
  • eine Versicherung deckt etwas — bir sigorta bir şeyi karşılar
  • gedeckt sein — karşılanmış veya teminat altında olmak

Make “decken” part of your vocabulary.

Build your German vocabulary with flashcards, audio and spaced repetition.

Examples

Anna deckt jeden Abend den Tisch.verb

Anna her akşam sofrayı kurar.

Gestern haben wir den Tisch schön gedeckt.verb

Dün masayı güzelce kurduk.

Keep exploring German

Learn words from the content you love.

Add words from websites, books and videos, then remember them with spaced repetition (SRS).