verb

drängen

baskı yapmak

Jemanden stark dazu bringen, etwas schnell zu tun oder an einen Ort zu gehen.

Tanım ve anlam

drängen, bağlama göre “itmek, sıkıştırmak”, “kalabalık oluşturmak” veya “birini bir şey yapmaya zorlamak / teşvik etmek” anlamlarına gelen bir fiildir.

  • Fiziksel olarak itmek, sıkıştırmak: Birini ya da bir şeyi kuvvetle öne veya bir yöne doğru itmek.
    Örnek: Er drängte die Tür auf. — Kapıyı iterek açtı.
  • Kalabalık hâlinde ilerlemek veya bir yerde toplanmak: İnsanların sıkışarak bir yere yönelmesi.
    Örnek: Die Menschen drängten zum Ausgang. — İnsanlar çıkışa doğru kalabalık hâlinde ilerledi.
  • Birini bir şey yapmaya zorlamak ya da teşvik etmek: Bir kişiye baskı uygulamak veya karar vermesi için ısrar etmek.
    Örnek: Sie drängte ihn, sofort zu antworten. — Ona hemen cevap vermesi için baskı yaptı.
  • Israrla talep etmek: Özellikle bir konu üzerinde ısrarcı olmak.
    Örnek: Er drängte auf eine schnelle Entscheidung. — Hızlı bir karar verilmesi için ısrar etti.
  • Acil veya kaçınılmaz olmak: Özellikle es drängt yapısında, “acele etmek gerekiyor” veya “vakit daralıyor” anlamı taşır.
    Örnek: Es drängt. — Acele etmek gerekiyor.

Dil bilgisi ve kelime kökeni

drängen, düzenli çekimlenen bir fiildir. Başlıca biçimleri: drängte (Präteritum), hat gedrängt (Perfekt). Ayrılabilen bir fiil değildir.

Fiil hem geçişli hem geçişsiz kullanılabilir. Örneğin birini fiziksel olarak itmek için doğrudan nesne alabilir; kalabalığın ilerlemesini anlatırken geçişsiz kullanılır. jemanden zu etwas drängen yapısı “birini bir şeyi yapmaya zorlamak/teşvik etmek”, auf etwas drängen ise “bir şey için ısrar etmek” anlamına gelir.

Kelime, Eski Yüksek Almancadaki drengen biçimine dayanır ve dringen (“nüfuz etmek, içeri girmek”) fiiliyle akrabadır. Birleşik bir sözcük değildir; dräng- fiil köküne mastar eki -en eklenmiştir.

Eş anlamlılar ve zıt anlamlılar

Eş anlamlıların kullanımı bağlama göre değişir:

  • schieben — “itmek” anlamında daha genel ve nötrdür; drängen çoğu zaman daha fazla baskı, sıkışıklık veya ısrar çağrıştırır.
  • stoßen — genellikle daha ani ya da sert bir itişi anlatır.
  • bedrängen — bir kişiyi baskı altına alma anlamı daha güçlüdür; fiziksel veya psikolojik baskı ifade edebilir.
  • nötigen — birini bir şeyi yapmaya mecbur bırakmayı vurgular; drängen bazen daha hafif bir teşvik veya ısrar olabilir.
  • bestehen auf — bir talep ya da konuda ısrar etmeyi anlatır; fiziksel itme anlamı taşımaz.
  • sich sammeln — bir yerde toplanmayı anlatır; sich drängen ise genellikle kalabalık ve sıkışık biçimde bir yere yönelmeyi vurgular.

Bağlama göre zıt anlamlılar:

  • Fiziksel itme anlamında zurückweichen (“geri çekilmek”) karşıt bir hareketi ifade eder.
  • Israr etme veya baskı kurma anlamında nachgeben (“boyun eğmek, geri adım atmak”) karşıt yönde bir tutumu anlatabilir.

Yaygın ifadeler ve eşdizimler

  • jemanden zur Eile drängen — birini acele etmeye zorlamak.
  • auf eine Entscheidung drängen — bir karar verilmesi için ısrar etmek.
  • sich durch die Menge drängen — kalabalığın arasından güçlükle ilerlemek.
  • Es drängt. — Acele etmek gerekiyor; vakit daralıyor.

Make “drängen” part of your vocabulary.

Build your German vocabulary with flashcards, audio and spaced repetition.

Examples

Wir drängen nicht auf eine schnelle Entscheidung.verb

Hızlı bir karar için baskı yapmıyoruz.

Keep exploring German

Learn words from the content you love.

Add words from websites, books and videos, then remember them with spaced repetition (SRS).