verb

fassen

anlamak · kavramak

Etwas mit der Hand greifen oder halten.

Tanım ve anlam

fassen Almancada bağlama göre farklı anlamlara gelen düzensiz bir fiildir:

  1. Tutmak, kavramak, yakalamak

    • Bir şeyi elle tutmak veya kavramak:
      Er fasste das Seil. — Halatı tuttu.
    • Bir kişiyi yakalamak veya tutuklamak:
      Die Polizei fasste den Dieb. — Polis hırsızı yakaladı.
  2. Sığmak, kapasitesi olmak

    • Bir kabın veya alanın belirli miktarda bir şeyi alabilmesi:
      Das Glas fasst einen Liter. — Bu bardak bir litre alır.
  3. Anlamak, kavramak

    • Özellikle zor veya soyut bir şeyi zihinsel olarak anlamak:
      Ich kann das nicht fassen. — Bunu anlayamıyorum / Buna inanamıyorum.
  4. Sözlerle ifade etmek, formüle etmek

    • Bir düşünceyi veya konuyu belirli bir biçimde ifade etmek:
      Man kann seine Idee kurz fassen. — Fikrini kısaca ifade edebilir.
  5. Kendini toparlamak

    • sich fassen biçiminde, şaşkınlık, üzüntü veya heyecan sonrasında sakinleşmek ve kendini toparlamak anlamına gelir:
      Fass dich! — Kendini toparla!
  6. Bir karar veya cesaret edinmek

    • Bazı kalıplarda yeni bir tutum kazanmak anlamı taşır:
      Mut fassen — cesaret toplamak
      einen Entschluss fassen — karar vermek

Dilbilgisi ve kelime kökeni

fassen, düzensiz veya güçlü bir fiildir.

  • Mastar: fassen
  • Geniş zaman 3. tekil şahıs: fasst
  • Geçmiş zaman: fasste
  • Partizip II: gefasst
  • Yardımcı fiil: haben

Örnek çekim:

  • ich fasse — tutarım / kavrarım
  • du fasst — tutarsın / kavrarsın
  • er fasste — tuttu / kavradı
  • sie hat gefasst — tuttu / kavradı

fassen, Eski Yüksek Almancadaki fazzen biçimine dayanır. Temel anlamı “tutmak, kavramak”tır. Zihinsel olarak bir şeyi “kavramak” ve bir düşünceyi sözlerle “yakalamak” anlamları da bu temel fiziksel anlamdan gelişmiştir.

Fiilin yaygın türevleri:

  • anfassen — dokunmak, ellemek
  • auffassen — anlamak, yorumlamak
  • erfassen — kavramak, kaydetmek
  • umfassen — kapsamak, çevrelemek
  • zusammenfassen — özetlemek

Eş anlamlılar ve zıt anlamlılar

Eş anlamlılar

  • greifen — uzanıp tutmak veya yakalamak anlamında kullanılır. fassen daha genel olarak bir şeyi kavrama ve elde tutma fikrini vurgular.
  • halten — tutmak, elde bulundurmak anlamındadır. fassen çoğu zaman tutma eyleminin başlangıcını veya kavrama hareketini belirtir.
  • begreifen — anlamak, kavramak demektir. Zihinsel anlamda fassen ile yakın olsa da begreifen daha çok bir şeyi gerçekten anlamayı vurgular.
  • verstehen — anlamak demektir ve daha genel bir fiildir. fassen, özellikle anlaşılması zor veya şaşırtıcı bir şeyi zihinsel olarak kavrama anlamında kullanılır.
  • ergreifen — yakalamak, ele geçirmek veya bir fırsattan yararlanmak anlamlarına gelir. fassen daha nötr ve genel bir “yakalamak/tutmak” fiilidir.
  • enthalten — içermek, içinde bulundurmak anlamındadır. Kapasite anlamındaki fassen ile ilişkilidir; ancak enthalten, kabın alabileceği miktarı değil, içinde zaten bulunan şeyi vurgular.
  • formulieren — düşünceyi açık ve belirli sözlerle ifade etmek demektir. etwas in Worte fassen ise aynı fikri daha deyimsel biçimde anlatır.

Zıt anlamlılar

  • loslassen — bırakmak, elinden salmak. Fiziksel anlamda fassen fiilinin karşıtıdır.
  • freilassen — serbest bırakmak. Bir kişiyi yakalama veya tutuklama anlamındaki fassen fiilinin karşıtı olarak kullanılabilir.
  • verlieren — kaybetmek. Bir şeyi elinde tutamamak veya artık sahip olmamak anlamında fassen ile karşıtlık oluşturabilir.
  • verwirren — kafasını karıştırmak. Zihinsel anlamdaki “kavramak” kullanımının doğrudan zıt anlamlısı değildir, ancak anlamayı engelleyen durumu ifade eder.

Yaygın ifadeler ve kelime birliktelikleri

  • etwas anfassen — bir şeye dokunmak, bir şeyi ellemek
  • jemanden fassen — birini yakalamak
  • etwas nicht fassen können — bir şeye inanamamak, olanı kavrayamamak
  • sich fassen — kendini toparlamak
  • sich wieder fassen — yeniden sakinleşmek
  • Mut fassen — cesaret toplamak
  • Hoffnung fassen — umutlanmak
  • einen Entschluss fassen — karar vermek
  • einen Plan fassen — plan yapmak
  • etwas in Worte fassen — bir şeyi sözlerle ifade etmek
  • kurz fassen — kısa ve öz anlatmak
  • Das fasst es gut zusammen. — Bu, durumu iyi özetliyor.

Make “fassen” part of your vocabulary.

Build your German vocabulary with flashcards, audio and spaced repetition.

Examples

Er kann es nicht fassen.verb

O bunu anlayamıyor.

Er versucht, alles mit den Händen zu fassen.verb

Her şeyi elleriyle kavramaya çalışıyor.

Keep exploring German

Learn words from the content you love.

Add words from websites, books and videos, then remember them with spaced repetition (SRS).