verbverb

geraten

düşmek · kapılmak · girmek

In eine bestimmte Lage oder Situation kommen, oft ohne es zu wollen.

Tanım ve anlam

geraten, Almancada iki farklı fiille ilişkili bir biçimdir:

  1. geraten fiilinin mastar hâli

    • Bir duruma, ortama veya yere istemeden ya da beklenmedik şekilde girmek.
    • Bir şeyin belirli bir şekilde sonuçlanması veya gelişmesi.
    • Bir şeyin birine yakışması ya da iyi sonuç vermesi.

    Örnekler:

    • in Schwierigkeiten geraten : Zorluklara düşmek
    • Er ist in eine gefährliche Situation geraten. : Tehlikeli bir duruma düştü.
    • Der Kuchen ist gut geraten. : Kek iyi oldu.
  2. raten fiilinin Partizip II biçimi

    • raten fiili “tahmin etmek” veya “öğüt vermek” anlamına gelir.
    • Bu nedenle geraten, bağlama göre “tahmin etmiş” veya “öğüt vermiş” anlamına da gelebilir.

    Örnekler:

    • Ich habe richtig geraten. : Doğru tahmin ettim.
    • Der Arzt hat mir geraten, mehr zu schlafen. : Doktor bana daha fazla uyumamı tavsiye etti.

Dilbilgisi ve kelime kökeni

geraten fiili: “bir duruma düşmek, gelişmek”

Bu fiil düzensiz ve güçlü bir fiildir:

Zaman / biçimÇekim
Mastargeraten
Präsens, 3. tekil şahısgerät
Präteritumgeriet
Partizip IIgeraten

Perfekt zamanda genellikle sein yardımcı fiiliyle kullanılır:

  • Sie ist in Panik geraten. : Paniğe kapıldı.
  • Das Projekt ist gut geraten. : Proje iyi sonuçlandı.

Kelime tarihsel olarak raten köküyle ilişkilidir. Ancak günümüz Almancasında geraten, “tavsiye etmek/tahmin etmek” anlamındaki raten fiilinin basit bir ön ekli biçimi olarak düşünülmez; ayrı bir güçlü fiil olarak öğrenilmelidir.

raten fiilinin Partizip II biçimi

“Tahmin etmek” veya “öğüt vermek” anlamındaki raten fiilinin Partizip II biçimi de geraten olur:

  • raten – riet – hat geraten

Bu kullanımda yardımcı fiil haben olur:

  • Er hat die Antwort geraten. : Cevabı tahmin etti.
  • Sie hat mir dazu geraten. : Bana bunu yapmamı tavsiye etti.

Eş anlamlılar ve zıt anlamlılar

“Bir duruma girmek” anlamında

  • hineingeraten : Bir durumun içine düşmek; geraten ile çok benzerdir, ancak “içine” girme anlamı daha belirgindir.
  • kommen : Gelmek veya bir duruma ulaşmak. Daha genel ve nötrdür.
  • landen : Bir yerde veya durumda bulmak; çoğu zaman beklenmedik ya da istenmeyen sonuç vurgusu taşır.

Zıt anlamlı olarak bağlama göre:

  • entkommen : Bir durumdan kaçıp kurtulmak.
  • herauskommen : Bir durumdan çıkmak.
  • vermeiden : Bir duruma düşmekten kaçınmak.

“İyi veya kötü sonuçlanmak” anlamında

  • ausfallen : Bir şeyin belirli bir şekilde sonuçlanması; özellikle sınav, etkinlik veya ürünler için kullanılır.
  • gelingen : Başarılı olmak; gut geraten ifadesine göre başarı vurgusu daha güçlüdür.
  • werden : Bir hâle gelmek veya gelişmek; çok daha genel bir fiildir.

Zıt anlamlı olarak:

  • misslingen : Başarısız olmak, kötü sonuçlanmak.
  • scheitern : Tamamen başarısız olmak veya hedefe ulaşamamak.

Yaygın ifadeler ve kelime birliktelikleri

  • in Schwierigkeiten geraten : Zorluklara düşmek
  • in Gefahr geraten : Tehlikeye düşmek
  • in Vergessenheit geraten : Unutulmak
  • in Panik geraten : Paniğe kapılmak
  • unter Verdacht geraten : Şüphe altında kalmak
  • an jemanden geraten : Birisiyle karşılaşmak; çoğu zaman kişinin beklenenden zor veya sorunlu biri olduğunu ima eder
  • gut geraten : İyi sonuçlanmış, iyi olmuş
  • schlecht geraten : Kötü sonuçlanmış, kötü olmuş
  • wohlgeraten : İyi yetişmiş veya başarılı olmuş; özellikle çocuklar ve gençler için kullanılır

Make “geraten” part of your vocabulary.

Build your German vocabulary with flashcards, audio and spaced repetition.

Examples

Ich gerate manchmal in Schwierigkeiten.verb

Bazen zorluklara düşerim.

Er ist in Panik geraten.verb

O paniğe kapıldı.

Manchmal geraten Menschen in eine unerwartete Situation.verb

Bazen insanlar beklenmedik bir duruma düşerler.

Manchmal geraten Freunde in Streit.verb

Arkadaşlar bazen tartışmaya girer.

Menschen geraten in gefährliche Situationen.verb

İnsanlar tehlikeli durumlara düşer.

Keep exploring German

Learn words from the content you love.

Add words from websites, books and videos, then remember them with spaced repetition (SRS).