glänzen
parlamak
Etwas gibt helles Licht ab oder spiegelt Licht stark wider, sodass es gut sichtbar wird.
Tanım ve anlam
glänzen, temel olarak “parlamak, ışıldamak” anlamına gelen bir fiildir:
- Işığı yansıtarak parlak görünmek: metalin, camın ya da cilalı bir yüzeyin parlaması.
- Işık saçmak veya göz alıcı biçimde ışıldamak.
- Mecazen başarılı olmak, bir alanda öne çıkmak: birinin yeteneğiyle ya da başarısıyla dikkat çekmesi.
- Bazen “bir şeyle göz doldurmak” anlamında da kullanılır.
Dil bilgisi ve köken
Düzensiz olmayan, ayrılmayan ve genellikle geçişsiz bir fiildir. Çekimleri: glänzt (3. tekil kişi), glänzte (geçmiş zaman), hat geglänzt (Perfekt).
Almanca (“parlaklık”) sözcüğüyle aynı kökten gelir. Bir alanda başarılı olmayı anlatırken sıklıkla in ile kullanılır; bir şeyle etkilemek veya göz doldurmak anlamında mit ile de görülebilir.
Eş anlamlılar ve zıt anlamlılar
Yakın anlamlılar:
- : Hafifçe, yumuşak biçimde ışıldamak; glänzen kadar belirgin veya güçlü bir parlaklık ifade etmeyebilir.
- : Güçlü ışık saçmak; ışığın kaynağının kendisi olduğu izlenimini verebilir.
- : Küçük, keskin ve titreşen ışık noktalarıyla parlamak.
- : Mecazen olağanüstü başarı göstermek; parlama anlamındaki glänzenden daha çok başarı ve üstün performansı vurgular.
- : Diğerlerinden belirgin biçimde ayrılmak veya öne çıkmak; ışık ya da parlaklık anlamı taşıması gerekmez.
Zıt anlamlılar:
- : Parlak olmamak, mat görünmek.
- : Parlaklığını yitirmiş veya donuk görünmek.
- : Mecazi kullanımda başarılı olmanın karşıtı olarak başarısız olmak; fiziksel parlaklığın doğrudan zıttı değildir.
Yaygın ifadeler ve eşdizimler
Make “glänzen” part of your vocabulary.
Build your German vocabulary with flashcards, audio and spaced repetition.
Examples
Die Sterne glänzen in der Nacht.verb
Yıldızlar gece parlıyor.
Keep exploring German
Learn words from the content you love.
Add words from websites, books and videos, then remember them with spaced repetition (SRS).
Scan for iPhone & iPad