verb

legen

koymak

Etwas an einen bestimmten Platz tun, meist auf eine Fläche.

Tanım ve anlam

legen, Almancada temel olarak “bir şeyi yatay biçimde bir yere koymak” anlamına gelen düzensiz olmayan, güçlü? Actually weak verb. Türkçede bağlama göre koymak, yatırmak, bırakmak, sermek veya yumurtlamak diye çevrilebilir.

Başlıca kullanımları:

  1. Bir şeyi bir yere koymak, yatırmak

    • Bir nesneyi yatay konuma getirmeyi ifade eder.
    • Ich lege das Buch auf den Tisch. — Kitabı masanın üzerine koyuyorum.
    • Sie legt das Kind ins Bett. — Çocuğu yatağa yatırıyor.
  2. Bir şeyi sermek veya yerleştirmek

    • den Teppich legen — halı sermek
    • eine Decke auf das Sofa legen — kanepeye bir battaniye koymak
  3. Yumurta bırakmak / yumurtlamak

    • Özellikle kuşlar ve bazı hayvanlar için kullanılır.
    • Das Huhn legt ein Ei. — Tavuk yumurtluyor.
  4. Bir konuya veya şeye önem, vurgu ya da değer vermek

    • Genellikle Wert auf etwas legen kalıbında görülür.
    • Er legt großen Wert auf Pünktlichkeit. — Dakikliğe büyük önem veriyor.
  5. Kendini uzanmak üzere yatırmak

    • Dönüşlü biçimi sich legen “uzanmak, yatmak” anlamına gelebilir.
    • Ich lege mich ins Bett. — Yatağa uzanıyorum.
    • Daha yaygın ve belirgin biçim sich hinlegen “uzanmak, yatmak”tır.
  6. Bir durumun yatışması

    • Dönüşlü olarak sich legen fırtına, öfke veya gürültünün dinmesi anlamında kullanılabilir.
    • Der Wind legt sich. — Rüzgâr diniyor.
    • Seine Wut hat sich gelegt. — Öfkesi yatıştı.

Dilbilgisi ve kelime kökeni

  • Fiil türü: Geçişli fiil; çoğunlukla bir nesne alır.
  • Mastar: legen
  • Präsens:
    • ich lege
    • du legst
    • er/sie/es legt
  • Präteritum: legte
  • Partizip II: gelegt
  • Perfekt: hat gelegt
  • Emir kipi: Leg! — Koy! / Yatır!

legen, zayıf bir fiildir; geçmiş zamanda -te eki alır: legte.

En önemli ayrım:

  • legen: Bir şeyi bir yere koymak, hareket vardır.
    • Ich lege das Buch auf den Tisch. — Kitabı masaya koyuyorum.
  • liegen : Bir şeyin bir yerde yatay biçimde bulunması, hareket yoktur.
    • Das Buch liegt auf dem Tisch. — Kitap masanın üzerinde duruyor.

Kelime, Eski Yüksek Almancadaki leggen biçiminden gelir ve liegen fiiliyle akrabadır. legen, bir şeyi “liegen” durumuna getirme anlamı taşır.

Eş anlamlılar ve zıt anlamlılar

Eş anlamlılar

  • platzieren : Bir nesneyi belirli bir yere yerleştirmek. legen fiiline göre daha resmî ve bilinçli bir yerleştirme anlamı taşır.
  • ablegen : Bir şeyi bırakmak veya bir yere koymak. Özellikle çanta, giysi ya da bir nesneyi geçici olarak bırakırken kullanılır.
  • hinlegen : Bir şeyi belirli bir yere koymak; yönelme anlamı daha belirgindir.
  • setzen : Bir şeyi dik veya oturur konuma getirmek. legen yatay konum, setzen ise oturma veya dik konumla ilişkilidir.
  • stellen : Bir şeyi dikey konuma koymak. legen ile karşıtlık oluşturabilir:
    • Ich lege die Flasche auf den Tisch. — Şişeyi masaya yatırarak koyuyorum.
    • Ich stelle die Flasche auf den Tisch. — Şişeyi masaya dik olarak koyuyorum.

Zıt anlamlılar

Bağlama göre farklı zıt anlamlılar kullanılabilir:

  • nehmen : Almak. Bir şeyi bir yere koymanın karşıtı olarak kullanılabilir.
  • wegnehmen : Bir şeyi bulunduğu yerden almak.
  • aufheben : Yerden veya bir yüzeyden kaldırıp almak.
  • aufstehen : sich hinlegen “uzanmak” ifadesinin karşıtı olarak “ayağa kalkmak” anlamına gelir.
  • sich erheben : Daha resmî biçimde “ayağa kalkmak, doğrulmak” anlamındadır.

Yaygın ifadeler ve kalıplar

  • Wert auf etwas legen : Bir şeye önem vermek

    • Sie legt viel Wert auf gute Manieren. — İyi davranışlara çok önem veriyor.
  • Hand anlegen : El atmak, işe fiilen katkıda bulunmak

    • Alle müssen Hand anlegen. — Herkes elini taşın altına koymalı.
  • sich ins Zeug legen : Çok çaba göstermek

    • Er legt sich für die Prüfung ins Zeug. — Sınav için çok çaba harcıyor.
  • sich mit jemandem anlegen : Biriyle dalaşmak, çatışmaya girmek

  • etwas auf Eis legen : Bir şeyi askıya almak, geçici olarak durdurmak

  • loslegen : Başlamak, işe koyulmak

  • vorlegen : Sunmak, ibraz etmek veya öne koymak

  • beilegen : Bir anlaşmazlığı sona erdirmek; ayrıca bir şeyi eklemek anlamına da gelir.

Make “legen” part of your vocabulary.

Build your German vocabulary with flashcards, audio and spaced repetition.

Examples

Ich lege das Buch auf den Tisch.verb

Kitabı masaya koyuyorum.

Er legt den Schlüssel auf den Tisch.verb

Anahtarı masanın üzerine koyuyor.

Maria legt das Kissen auf das Sofa.verb

Maria yastığı kanepenin üzerine koyuyor.

Er legt sein Buch neben sich.verb

Kitabını yanına koyuyor.

Wir legen die Jacke über den Stuhl.verb

Ceketi sandalyenin üzerine koyuyoruz.

Keep exploring German

Learn words from the content you love.

Add words from websites, books and videos, then remember them with spaced repetition (SRS).