verb

leisten

sağlamak · katkı · karşılamak · katkıda bulunmak · başarmak

Etwas schaffen oder tun, oft mit Anstrengung oder Mühe.

Anlam ve kullanım

leisten Almancada bağlama göre birkaç temel anlama gelen düzenli bir fiildir:

  1. Bir şeyi başarmak, gerçekleştirmek, yerine getirmek

    • Bir görev, çalışma veya başarı ortaya koymak anlamında kullanılır.
    • Er hat gute Arbeit geleistet. — İyi iş çıkardı.
    • Sie leistet viel für die Gesellschaft. — Toplum için çok şey yapıyor.
  2. Bir hizmet veya katkı sunmak

    • Yardım, katkı, destek ya da hizmet sağlamak anlamına gelir.
    • Wir müssen Hilfe leisten. — Yardım etmeliyiz.
    • Das Gerät leistet gute Dienste. — Bu cihaz iyi hizmet ediyor.
  3. Maddi olarak karşılayabilmek

    • Özellikle sich etwas leisten yapısında “bir şeyi satın alabilecek veya yapabilecek maddi imkâna sahip olmak” anlamındadır.
    • Ich kann mir dieses Auto nicht leisten. — Bu arabayı karşılayamam.
    • Sie kann sich eine teure Wohnung leisten. — Pahalı bir evi karşılayabilir.
  4. Direnmek veya karşı koymak

    • Genellikle sabit ifadelerde görülür:
    • Widerstand leisten — direnmek, karşı koymak
    • Der Verletzte leistete keinen Widerstand. — Yaralı kişi direnmedi.

Dilbilgisi ve kelime kökeni

  • Fiil türü: Düzenli fiil
  • Mastar: leisten
  • Präteritum: leistete
  • Partizip II: geleistet
  • Yardımcı fiil: haben
  • Üçüncü tekil şahıs: er/sie/es leistet
  • Dönüşlü kullanım: sich etwas leisten

Örnek çekim:

  • ich leiste — yapıyorum, sağlıyorum
  • du leistest — yapıyorsun, sağlıyorsun
  • er leistete — yaptı, sağladı
  • wir haben geleistet — yaptık, sağladık

leisten fiiliyle sık kullanılan isimler:

  • die Leistung — başarı, performans, hizmet, edim
  • der Leistende — işi gerçekleştiren kişi
  • leistungsfähig — yüksek performanslı, kapasitesi yeterli

Kelime, Eski ve Orta Yüksek Almancadaki leisten biçimlerine dayanır. Başlangıçta “iz sürmek, takip etmek” ile ilişkili olan kelime zamanla “bir işi gerçekleştirmek veya bir hizmet sunmak” anlamını kazanmıştır.

Eş anlamlılar ve zıt anlamlılar

Eş anlamlılar

  • erbringen — bir hizmeti, kanıtı veya performansı ortaya koymak. leisten ile benzerdir; ancak daha resmî ve özellikle hizmet, kanıt veya performans bağlamlarında kullanılır.

    • eine Leistung erbringen — bir performans/hizmet ortaya koymak
  • schaffen — başarmak, meydana getirmek. leisten daha çok gösterilen çaba veya ortaya konan performansı vurgularken schaffen sonuca ulaşmayı vurgular.

  • bewirken — bir etki veya sonuç meydana getirmek. Genellikle doğrudan “başarı göstermekten” çok bir sonuca neden olmayı ifade eder.

  • ermöglichen — mümkün kılmak. leisten bir katkı sunmayı ifade ederken ermöglichen bir şeyin gerçekleşmesi için imkân sağlamayı vurgular.

  • sich leisten können [?](vocabuo://word/sich leisten können) — maddi veya genel olarak yeterli imkâna sahip olmak. Bu ifade, leisten fiilinin “karşılayabilmek” anlamına en yakın kullanımdır.

Zıt anlamlılar

  • versagen — başarısız olmak, görevini yerine getirememek. leisten ile özellikle başarı ve görev bağlamında zıttır.

  • scheitern — başarısızlığa uğramak. Bir hedefe ulaşamama durumunu ifade eder.

  • verweigern — reddetmek, vermeyi veya yapmayı reddetmek. Özellikle yardım ya da hizmet sunmama anlamında leisten fiiline karşıt olabilir.

  • sich etwas nicht leisten können [?](vocabuo://word/sich etwas nicht leisten können) — bir şeyi maddi olarak karşılayamamak. sich etwas leisten ifadesinin doğrudan karşıtıdır.

Yaygın ifadeler ve kelime birliktelikleri

  • Hilfe leisten — yardım etmek
  • Beihilfe leisten — destek veya yardım sağlamak
  • Widerstand leisten — direnmek, karşı koymak
  • einen Beitrag leisten — katkıda bulunmak
  • Arbeit leisten — emek vermek, iş yapmak
  • gute Arbeit leisten — iyi iş çıkarmak
  • einen Eid leisten — yemin etmek
  • Gewähr leisten — güvence vermek
  • sich etwas leisten — bir şeyi karşılayabilmek; ayrıca bazen “kendine bir şeyi reva görmek” anlamında kullanılır
  • sich einen Fehler leisten — hata yapmak
  • sich etwas leisten können — bir şeyi karşılayabilecek durumda olmak

Make “leisten” part of your vocabulary.

Build your German vocabulary with flashcards, audio and spaced repetition.

Examples

Er leistet wertvolle Unterstützung.verb

Değerli destek sağlıyor.

Er leistet einen Beitrag zum Projekt.verb

Projeye bir katkı sağlıyor.

Er leistet einen wichtigen Beitrag zum Projekt.verb

Projeye önemli bir katkı sağlıyor.

Wir können uns diesen Urlaub leider nicht leisten.verb

Maalesef bu tatili karşılayamayız.

Er leistet einen wertvollen Beitrag zum Projekt.verb

Projeye değerli bir katkıda bulunuyor.

Wir müssen uns bemühen, mehr zu leisten.verb

Daha fazlasını başarmak için çaba sarf etmeliyiz.

Keep exploring German

Learn words from the content you love.

Add words from websites, books and videos, then remember them with spaced repetition (SRS).