verb

treten

çıkmak · basmak · girmek · tekme · vurmak

Mit dem Fuß auf etwas drücken oder gegen etwas stoßen.

Tanım ve anlam

treten Almancada temel olarak “adım atmak”, “basmak” ve “tekmelemek” anlamlarına gelen düzensiz bir fiildir. Anlamı, kullanıldığı bağlama ve edata göre değişebilir:

  1. Adım atmak, bir yere basmak

    • Bir yüzeye ayakla basmak veya üzerine adım atmak anlamındadır.
    • Ich trete auf den Boden. — Yere basıyorum.
    • Er ist auf einen Stein getreten. — Bir taşın üzerine bastı.
  2. Tekmelemek

    • Bir kişiye ya da nesneye ayakla vurmak anlamına gelir.
    • Das Pferd tritt nach hinten. — At geriye doğru tekme atıyor.
    • Er hat gegen die Tür getreten. — Kapıya tekme attı.
  3. Bir düğmeye veya pedala basmak

    • Özellikle bir makineyi, bisikleti veya aracı ayakla çalıştırırken kullanılır.
    • Sie tritt auf das Bremspedal. — Fren pedalına basıyor.
  4. Bir yere girmek veya ortaya çıkmak

    • Genellikle bir edatla birlikte kullanılır.
    • in einen Raum treten — bir odaya girmek
    • in Erscheinung treten — ortaya çıkmak, görünür hâle gelmek
  5. Yürürlüğe girmek

    • Özellikle yasalar, kurallar ve anlaşmalar için kullanılır.
    • Das neue Gesetz tritt morgen in Kraft. — Yeni yasa yarın yürürlüğe giriyor.
  6. Birinin ayağına basmak veya birini incitmek

    • Gerçek anlamda birinin ayağına basmayı veya mecaz anlamda birini kırmayı ifade edebilir.
    • Jemandem auf die Füße treten — birinin ayağına basmak; mecazen birini gücendirmek ya da birinin çıkarlarına zarar vermek.

Dilbilgisi ve kelime kökeni

treten, düzensiz ve güçlü bir fiildir:

  • Mastar: treten
  • Geniş zaman, 3. tekil şahıs: tritt
  • Geçmiş zaman: trat
  • Partizip II: getreten
  • Yardımcı fiil: Anlama göre haben veya sein

Örnek:

  • Er hat den Ball getreten. — Topa tekme attı.
  • Er ist ins Zimmer getreten. — Odaya girdi.

Bir yere hareket veya giriş ifade ettiğinde çoğunlukla sein , nesneye yapılan eylemlerde ise genellikle haben kullanılır.

Kelime, Eski Yüksek Almancadaki tretan biçimine ve daha eski Cermen dillerindeki “adım atmak, basmak” anlamlı köklere dayanır. Günümüz Almancasında basit bir fiildir; treten [ ? ](vocabuo://word/treten] kendi içinde ayrılabilen bir ön ek içermez. Ancak ön eklerle birçok yeni fiil oluşturur:

  • betreten — bir yere girmek, üzerine basmak
  • eintreten — içeri girmek; bir duruma veya kuruma katılmak
  • auftreten — sahneye çıkmak; ortaya çıkmak
  • vertreten — temsil etmek

Eş anlamlılar ve zıt anlamlılar

Eş anlamlılar

Anlama göre farklı eş anlamlılar kullanılabilir:

  • gehen — yürümek, gitmek. treten ile karşılaştırıldığında ayak hareketine veya basma eylemine daha az vurgu yapar.
  • stampfen — sert ve ağır adımlarla yürümek ya da yere güçlü biçimde basmak. tretenden daha güçlü ve gürültülü bir hareket anlatır.
  • kicken — tekmelemek. Konuşma dilinde ve özellikle futbolda kullanılır; treten daha genel ve nötrdür.
  • stoßen — itmek veya çarpmak. Ayakla vurma bağlamında treten yerine kullanılabilir, ancak her zaman ayak hareketi anlamı taşımaz.
  • betreten — bir yere girmek ya da bir yüzeye basmak. tretenden farklı olarak genellikle doğrudan bir mekâna veya yüzeye giriş anlamı taşır.

Zıt anlamlılar

  • zurückweichen — geri çekilmek. İleriye doğru adım atmanın karşıtı olabilir.
  • stehen bleiben — durup kalmak. Adım atmayı veya ilerlemeyi bırakmayı ifade eder.
  • loslassen — bırakmak. Bir pedala basmanın karşıtı olarak, ayağı pedaldan çekme bağlamında kullanılabilir.
  • heben — kaldırmak. Ayağı yere basmanın karşıtı olarak ayağı kaldırma eylemini anlatabilir.

Bunlar treten fiilinin bütün anlamlarına doğrudan zıt değildir; zıtlık, kullanılan bağlama göre değişir.

Yaygın ifadeler ve kelime birliktelikleri

  • auf etwas treten — bir şeyin üzerine basmak
  • jemanden treten — birini tekmelemek
  • gegen etwas treten — bir şeye tekme atmak
  • in Kraft treten — yürürlüğe girmek
  • in Erscheinung treten — ortaya çıkmak, görünür hâle gelmek
  • auf die Bremse treten — frene basmak
  • jemandem auf die Füße treten — birinin ayağına basmak; mecazen birini gücendirmek
  • eine Reise antreten — bir yolculuğa çıkmak
  • in einen Verein eintreten — bir derneğe veya kulübe katılmak

Make “treten” part of your vocabulary.

Build your German vocabulary with flashcards, audio and spaced repetition.

Examples

Die Kinder treten auf die Bühne.verb

Çocuklar sahneye çıkıyorlar.

Sie treten vorsichtig auf das Eis.verb

Buzun üstüne dikkatlice basıyorlar.

Wir treten jetzt in den Saal ein.verb

Şimdi salona giriyoruz.

Er tritt gegen den Ball.verb

Topa tekme atıyor.

Kinder treten oft gegen das Tor.verb

Çocuklar sık sık kapıya tekme atar.

Du darfst nicht so hart treten.verb

Bu kadar sert vurmamalısın.

Keep exploring German

Learn words from the content you love.

Add words from websites, books and videos, then remember them with spaced repetition (SRS).