verb

unterstellen

isnat etmek · koymak

Jemandem etwas ohne sicheren Beweis zuschreiben oder sagen, dass jemand etwas meint oder tut, obwohl es nicht klar ist.

Tanım ve anlam

unterstellen bir fiildir ve bağlama göre birkaç farklı anlama gelir:

  1. Birine haksız veya kanıtsız bir düşünce, niyet ya da davranış atfetmek; ima etmek, suçlamak

    • Du kannst mir nicht unterstellen, dass ich gelogen habe.
      “Yalan söylediğimi bana isnat edemezsin.”
    • Bu kullanım genellikle jemandem etwas unterstellen yapısıyla kullanılır:
      birine bir şeyi isnat etmek / yakıştırmak.
    • Çoğu zaman konuşan kişi, söz konusu iddianın haksız veya gerçek dışı olduğunu düşünür.
  2. Bir şeyin altına koymak veya bir şeyi bir yere yerleştirmek

    • Stell einen Eimer unter, damit das Wasser nicht auf den Boden tropft.
      “Su yere damlamasın diye altına bir kova koy.”
    • Bu anlamda çoğunlukla etwas unterstellen yapısı kullanılır.
  3. Yağmurdan, güneşten veya başka bir etkiden korunmak için bir yere sığınmak

    • Wir mussten uns wegen des Regens unterstellen.
      “Yağmur nedeniyle bir yere sığınmak zorunda kaldık.”
    • Bu kullanımda fiil genellikle dönüşlüdür: sich unterstellen.
  4. Bir kişi veya kurumu bir üst makama bağlamak, onun yönetimine vermek

    • Die Abteilung ist direkt dem Ministerium unterstellt.
      “Bölüm doğrudan bakanlığa bağlıdır.”
    • Bu anlam özellikle resmî, askerî ve kurumsal bağlamlarda görülür.

Dilbilgisi ve kelime kökeni

  • Fiil: unterstellen
  • Düzenli fiil
  • Präteritum: unterstellte
  • Partizip II: unterstellt
  • Yardımcı fiil: haben
  • Önemli yapı:
    jemandem etwas unterstellen
    Birine bir şeyi isnat etmek, yakıştırmak.

Örnek:

  • Er unterstellt ihr schlechte Absichten.
    “O, onun kötü niyetli olduğunu ima ediyor.”
  • Burada ihr datif, schlechte Absichten ise akkusativdir.

Kelime, unter “altında” ve stellen “koymak, yerleştirmek” parçalarından oluşur. Temel anlamı “altına koymak”tır. Buradan mecazî olarak “birine bir düşünce veya niyet yüklemek” ve “bir makamın yönetimine vermek” anlamları gelişmiştir.

“Birine suçlayıcı biçimde bir şey atfetmek” anlamında kullanım genellikle ayrılmayan fiil gibi değerlendirilir:

  • Ich will ihm nichts unterstellen.
    “Ona hiçbir şey isnat etmek istemiyorum.”

“Sığınmak” anlamındaki dönüşlü kullanımda ise:

  • Wir haben uns untergestellt.
    “Bir yere sığındık.”

Eş anlamlılar ve zıt anlamlılar

“İsnat etmek, yakıştırmak” anlamında

  • jemandem etwas vorwerfen — birini bir şeyle suçlamak veya kınamak. unterstellen daha çok kişinin niyetini ya da gizli düşüncesini kanıtsız biçimde varsaymayı ifade eder; vorwerfen ise gerçek bir davranış nedeniyle suçlamayı da kapsar.
  • jemandem etwas andichten — birine asılsız veya uydurma bir özellik, söz ya da davranış yakıştırmak. unterstellen ile benzerdir, ancak andichten daha açık biçimde uydurma ve asılsızlık vurgusu taşır.
  • jemandem etwas zuschreiben — bir özelliği, başarıyı veya nedeni birine atfetmek. Bu fiil her zaman olumsuz değildir; unterstellen ise çoğunlukla olumsuz veya suçlayıcıdır.
  • jemanden beschuldigen — birini suçlamak. beschuldigen doğrudan suçlama anlamındadır; unterstellen ise çoğu zaman “böyle olduğunu varsaymak veya ima etmek” anlamında daha dolaylıdır.

Bu anlamdaki olası zıt anlamlılar:

  • jemanden entlasten — birini suçtan kurtarmak, üzerindeki suçlamayı kaldırmak.
  • jemandem glauben — birine inanmak; onun hakkında temelsiz suçlayıcı varsayımlarda bulunmamak.
  • jemandem etwas zugutehalten — birinin davranışını olumlu veya hoşgörülü biçimde değerlendirmek.

“Bağlamak, bir makamın yönetimine vermek” anlamında

  • zuordnen — bir şeyi veya kişiyi belirli bir gruba, alana ya da makama bağlamak. unterstellen daha güçlü bir hiyerarşik bağlılık ifade eder.
  • unterordnen — daha alt bir konuma veya makama bağlamak. unterstellen kurumsal bağlılığı, unterordnen ise ast-üst ilişkisini daha belirgin vurgular.
  • angliedern — bir kuruma veya yapıya dahil etmek. Bu sözcükte yönetim altında olma anlamı unterstellen kadar güçlü değildir.

Bu anlamda doğrudan ve tek kelimelik bir zıt anlamlı her zaman yoktur. Bağlama göre şu ifadeler karşıtlık oluşturabilir:

  • unabhängig machen [?](vocabuo://word/unabhängig machen) — bağımsız hâle getirmek.
  • ausgliedern — bir yapının dışına çıkarmak, bağlılığını sona erdirmek.
  • selbstständig sein [?](vocabuo://word/selbstständig sein) — bağımsız olmak.

Yaygın ifadeler ve kelime birliktelikleri

  • jemandem etwas unterstellen — birine bir şey isnat etmek, yakıştırmak
  • jemandem böse Absichten unterstellen — birine kötü niyet atfetmek
  • jemandem eine Lüge unterstellen — birinin yalan söylediğini ima etmek
  • jemandem Betrug unterstellen — birini dolandırıcılıkla suçlamak veya dolandırıcılık ima etmek
  • Ich will dir nichts unterstellen. — Sana bir şey isnat etmek istemiyorum.
  • sich unterstellen — yağmurdan veya başka bir etkiden korunmak için sığınmak
  • jemandem unterstellt sein [?](vocabuo://word/unterstellt sein) — bir makama veya kuruma bağlı olmak
  • direkt dem Ministerium unterstellt sein [?](vocabuo://word/unterstellt sein) — doğrudan bakanlığa bağlı olmak

Make “unterstellen” part of your vocabulary.

Build your German vocabulary with flashcards, audio and spaced repetition.

Examples

Du solltest ihm keine bösen Absichten unterstellen.verb

Ona kötü niyetler isnat etmemelisin.

Du darfst das Auto hier unterstellen.verb

Arabayı buraya koyabilirsin.

Keep exploring German

Learn words from the content you love.

Add words from websites, books and videos, then remember them with spaced repetition (SRS).