verb

vertreiben

gidermek · geçirmek · uzaklaştırmak

Jemanden oder etwas mit Absicht dazu bringen, einen bestimmten Ort zu verlassen oder wegzugehen.

Tanım ve anlam

vertreiben düzensiz bir fiildir ve bağlama göre birkaç temel anlama gelir:

  1. Birini veya bir şeyi uzaklaştırmak, kovmak

    • Bir kişiyi, hayvanı ya da rahatsız edici bir şeyi bulunduğu yerden uzaklaştırmak.
    • Türkçesi: kovmak, uzaklaştırmak, defetmek
    • Örnek: Der Hund vertreibt die Katzen.
      “Köpek kedileri kovuyor.”
  2. Satmak, pazarlamak, dağıtımını yapmak

    • Özellikle bir ürünün ticari olarak satışını veya dağıtımını gerçekleştirmek.
    • Türkçesi: satmak, pazarlamak, dağıtmak
    • Örnek: Die Firma vertreibt ihre Produkte weltweit.
      “Şirket ürünlerini dünya çapında pazarlıyor.”
  3. Zaman geçirmek

    • Genellikle dönüşlü biçimde kullanılır: sich die Zeit vertreiben
    • Türkçesi: vakit geçirmek, zaman öldürmek
    • Örnek: Ich vertreibe mir die Zeit mit Lesen.
      “Kitap okuyarak vakit geçiriyorum.”
  4. Bir duyguyu veya rahatsızlığı gidermek

    • Korku, sıkıntı, can sıkıntısı veya soğuk gibi bir durumu ortadan kaldırmak.
    • Örnek: Musik vertreibt die Langeweile.
      “Müzik can sıkıntısını giderir.”

Dilbilgisi ve kelime kökeni

  • Fiil: vertreiben
  • Fiil türü: düzensiz fiil
  • Ayrılmayan fiil: ver- ön eki nedeniyle cümlede ayrılmaz.
    • Ich vertreibe die Fliegen.
    • “Sinekleri uzaklaştırıyorum.”
  • Präsens: ich vertreibe, du vertreibst, er/sie vertreibt
  • Präteritum: vertrieb
  • Partizip II: vertrieben
  • Perfekt: hat vertrieben
  • zu’lu biçim: zu vertreiben

Kelime, ver- ön eki ile treiben “sürmek, hareket ettirmek” fiilinden oluşur. Temel anlamı, bir şeyi veya birini bulunduğu yerden hareket ettirip uzaklaştırmaktır. Ticari anlamdaki “satmak/pazarlamak” kullanımı da tarihsel olarak ürünleri piyasaya sürme fikriyle bağlantılıdır.

İlgili isimler:

  • die Vertreibung : kovma, sürgün etme
  • der Vertrieb : satış ve dağıtım
  • der Verkäufer : satıcı

Eş anlamlılar ve zıt anlamlılar

“Kovmak, uzaklaştırmak” anlamında

  • wegjagen : kovup uzaklaştırmak; daha konuşma diline özgüdür.
  • verjagen : özellikle hayvanları veya istenmeyen kişileri kaçırmak; vertreiben ile çok yakındır.
  • hinauswerfen : dışarı atmak; daha sert ve fiziksel bir anlam taşır.
  • ausweisen : bir kişiyi resmî veya hukuki yollarla ülkeden çıkarmak; vertreibenden daha resmî ve özeldir.

Zıt anlamlılar:

  • aufnehmen : kabul etmek, içeri almak
  • hereinlassen : içeri almak
  • anlocken : kendine çekmek, cezbetmek

“Satmak, pazarlamak” anlamında

  • verkaufen : satmak; doğrudan satış eylemini anlatır.
  • vermarkten : bir ürünü pazarlamak; reklam ve pazarlama yönü daha güçlüdür.
  • absetzen : bir ürünü satmak veya piyasaya sürmek; ticari bağlamda kullanılır.

Zıt anlamlılar:

  • kaufen : satın almak
  • behalten : elinde tutmak, satmamak
  • zurückhalten : piyasaya sürmemek veya dağıtımını engellemek

“Vakit geçirmek” anlamında

  • verbringen : zaman geçirmek; daha nötr ve genel bir fiildir.
  • totschlagen : zaman öldürmek; daha konuşma dili ağırlıklıdır.

Bu anlamdaki yaygın zıt ifade:

  • sich langweilen [?](vocabuo://word/sich langweilen): canı sıkılmak

Yaygın ifadeler ve kelime birliktelikleri

  • jemanden vertreiben : birini kovmak veya uzaklaştırmak
  • Ungeziefer vertreiben : haşereleri uzaklaştırmak
  • die Fliegen vertreiben : sinekleri kovmak
  • Produkte vertreiben : ürünleri satmak veya dağıtmak
  • Waren vertreiben : malları pazarlamak
  • sich die Zeit vertreiben : vakit geçirmek
  • sich die Langeweile vertreiben : can sıkıntısını gidermek
  • Kummer vertreiben : üzüntüyü gidermek
  • jemanden aus dem Land vertreiben : birini ülkeden sürmek

Make “vertreiben” part of your vocabulary.

Build your German vocabulary with flashcards, audio and spaced repetition.

Examples

Die Musik vertreibt die Langeweile.verb

Müzik can sıkıntısını giderir.

Spiele können uns helfen, uns die Stunden zu vertreiben.verb

Oyunlar, saatlerimizi geçirmemize yardımcı olabilir.

Menschen vertreiben oft ihre Langeweile durch Lesen.verb

İnsanlar sıkıntılarını genellikle okumakla giderirler.

Kinder vertreiben sich den Nachmittag mit Spielen.verb

Çocuklar öğleden sonralarını oyun oynayarak geçirirler.

Manchmal vertreibt ein Buch schlechte Gedanken.verb

Bazen bir kitap kötü düşünceleri uzaklaştırır.

Man kann sich die Zeit mit Spielen vertreiben.verb

Zamanı oyunlarla geçirebilirsiniz.

Keep exploring German

Learn words from the content you love.

Add words from websites, books and videos, then remember them with spaced repetition (SRS).