noun
der Vorsprung, ¨-e
üstünlük
Es bedeutet, dass jemand oder etwas weiter vorne ist als andere, zum Beispiel im Rennen, im Wissen oder in der Entwicklung.
Tanım ve anlam
Vorsprung; bir kişinin, takımın veya şeyin başka birine göre önde olması, avantaj elde etmesi anlamına gelir.
-
Önde olma, fark, avantaj
- Bir yarışta veya rekabette elde edilen zaman, puan ya da mesafe üstünlüğüdür.
- Die Mannschaft hat einen großen Vorsprung.
Takımın büyük bir farkı var. - Er liegt mit zehn Punkten Vorsprung vorn.
On puan farkla önde.
-
Bilgi, teknoloji veya gelişme bakımından üstünlük
- Bir kişi, şirket ya da ülkenin diğerlerinden daha ileri durumda olmasıdır.
- Das Unternehmen hat einen technologischen Vorsprung.
Şirketin teknolojik bir üstünlüğü var.
-
Öne doğru çıkıntı yapan bölüm
- Mimari veya teknik bağlamda bir yüzeyin başka bir bölümden dışarı doğru uzanan kısmıdır.
- Das Dach hat einen großen Vorsprung.
Çatının büyük bir çıkıntısı var.
Dilbilgisi ve kelime kökeni
- Tür: İsim
- Cinsiyet: eril: der Vorsprung
- Çoğul: die Vorsprünge
- Yapısı: vor + Sprung
Kelime, vorspringen fiiliyle ilişkilidir. Başlangıçta “öne doğru sıçramak” veya “öne çıkmak” anlamından gelişmiştir.
Eş anlamlılar ve zıt anlamlılar
Eş anlamlılar
- der Vorteil : avantaj. Vorsprung genellikle ölçülebilen bir önde olma durumunu ifade ederken Vorteil daha genel bir avantajı belirtir.
- die Führung : önde olma, liderlik. Özellikle yarış, seçim veya puan durumu gibi bağlamlarda kullanılır.
- der Abstand : aradaki fark veya mesafe. Vorsprung önde olan tarafın avantajını vurgular; Abstand ise iki taraf arasındaki mesafeye odaklanır.
Zıt anlamlılar
- der Rückstand : geride olma, geri kalmışlık. Yarış veya rekabette Vorsprung kelimesinin en doğrudan karşıtıdır.
- der Nachteil : dezavantaj. Vorsprung belirli bir üstünlük ifade ederken Nachteil genel olarak olumsuz bir durumu veya dezavantajı belirtir.
Yaygın ifadeler ve kelime birliktelikleri
- einen Vorsprung haben : önde olmak, avantajı bulunmak
- einen Vorsprung ausbauen : farkı açmak, öndeki avantajı artırmak
- einen Vorsprung verspielen : öndeki avantajı kaybetmek
- mit großem Vorsprung gewinnen : büyük farkla kazanmak
- technologischer Vorsprung : teknolojik üstünlük
- zeitlicher Vorsprung : zaman avantajı
- einen Vorsprung von drei Punkten haben : üç puan önde olmak
Make “Vorsprung” part of your vocabulary.
Build your German vocabulary with flashcards, audio and spaced repetition.
Examples
Sie haben einen klaren Vorsprung.noun
Onların açık bir üstünlüğü var.
Keep exploring German
Learn words from the content you love.
Add words from websites, books and videos, then remember them with spaced repetition (SRS).
Scan for iPhone & iPad