verb

vortragen

sunmak

Etwas laut und deutlich sagen oder zeigen, oft vor anderen Menschen.

Tanım ve anlam

vortragen, bağlama göre “sunmak”, “anlatmak”, “okumak” veya “ileri sürmek” anlamlarına gelen ayrılabilen bir fiildir.

  1. Bir konuşma, sunum ya da bilgiyi sözlü olarak aktarmak:
    Bir konuyu dinleyicilere anlatmak veya bir sunum yapmak.
    eine Präsentation vortragen — bir sunum yapmak.
    Er trägt seine Ergebnisse vor. — Sonuçlarını sunuyor.

  2. Ezberlenmiş bir metni sesli okumak ya da söylemek:
    Özellikle şiir, metin veya konuşma için kullanılır.
    ein Gedicht vortragen — bir şiir okumak/seslendirmek.

  3. Bir düşünceyi, gerekçeyi veya itirazı dile getirmek:
    Bir görüşü ya da gerekçeyi başkalarının önünde ifade etmek.
    Ein Argument vortragen — bir gerekçe ileri sürmek.

Dil bilgisi ve kelime kökeni

vortragen, ayrılabilen bir fiildir: ana cümlede vor fiilden ayrılıp cümlenin sonuna gider. Örneğin: Ich trage den Bericht vor. — Raporu sunuyorum.

Temel çekimleri: trug vor (Präteritum), hat vorgetragen (Perfekt). Mastar hâlinde vorzutragen kullanılır.

Kelime, “ön” veya “ileri” anlamındaki vor ile “taşımak” anlamındaki tragen fiilinin birleşmesinden oluşur. Kelimenin temel imgesindeki “öne taşımak”, zamanla bir bilgiyi veya düşünceyi başkalarının önüne sunmak anlamını kazanmıştır.

Eş anlamlılar ve zıt anlamlılar

  • präsentieren : “Sunmak” anlamındadır; özellikle bir konuyu, sonucu veya ürünü tanıtma vurgusu taşır. vortragen ise sözlü aktarım ve dinleyiciye hitap etme yönünü daha belirgin kılabilir.
  • darlegen : Bir düşünceyi ya da durumu açıklayıp ortaya koymak demektir. Sunum yapmaktan çok, açıklamanın içeriğine odaklanır.
  • rezitieren : Ezberlenmiş bir metni, özellikle şiiri, sesli ve çoğu zaman etkileyici biçimde okumaktır. vortragen daha geniş kapsamlıdır; yalnızca ezberden okumayı anlatmaz.
  • vorbringen : Bir düşünceyi, itirazı veya talebi dile getirmek anlamında vortragen ile örtüşebilir; ancak sunum veya metin okuma anlamlarını kapsamaz.
  • referieren : Bir konu hakkında bilgi vererek sunum yapmak ya da konuşmak anlamına gelir; genellikle daha açıklayıcı ve bilgi aktarıcı bir anlatımı belirtir.

vortragen için bütün anlamlarına uyan tek bir doğrudan zıt anlamlı yoktur. Bilgiyi ya da düşünceyi dile getirme bağlamında verschweigen [?](vocabuo://word/verschweigen] (“söylememek, gizlemek”) karşıtlık oluşturabilir.

Yaygın ifadeler ve sözcük birliktelikleri

  • einen Vortrag vortragen — bir sunum/konuşma yapmak.
  • ein Gedicht vortragen — bir şiir okumak veya seslendirmek.
  • Argumente vortragen — gerekçeler ileri sürmek.
  • seine Meinung vortragen — kendi görüşünü dile getirmek.

Make “vortragen” part of your vocabulary.

Build your German vocabulary with flashcards, audio and spaced repetition.

Examples

Er wird seine Ideen morgen vortragen.verb

Yarın fikirlerini sunacak.

Keep exploring German

Learn words from the content you love.

Add words from websites, books and videos, then remember them with spaced repetition (SRS).